Siyah Cennetim Kıstırıldığım bu karanlık şatomda sessizce ağlıyorum.Ölüm kadar soğuk ve derin yalnızlığımda boğuluyorum.Hayatla aramdaki bağ gittikçe inceliyor.Kalp atışlarım yavaşlıyor;bazen duymakta güçlük çekiyorum.Bu bedenden daha ağır olan perdelerimi çekiyorum sonuna kadar.Tek bir damla bile gün ışığı girmemeli bu yere,değmemeli tenime.Çektiğim perdelerimi çiviliyorum duvara.Kimse onları yerinden sökemesin diye.Çaresizlik içinde oradan oraya dolaşıp dururken senin resmin ilişiyor gözüme.Gecenin pusu içeriye çökmüşken bakışıyorum hayalinle.Gücüm tükenmenin doruk noktasında...Yapılacak bir şey de yok.Acı benimle,bu soğuk yerde.Bulunduğum hücremin derinliklerinde...Şimdi sımsıkı kapalı penceremin önünde yine o tahta sandalyemde oturuyorum.Aklımda,yitip gitmeyen sen...Biliyorsun,senin en güzel köşen.Bunları düşünürken öne arkaya sallanmaya başlıyorum.Gittikçe hızlanıyor sallanmam,artık duramam.İstesem de yapamam.Ve bunu kesecek tek şey var:NEDEN!Kocaman bir hıçkırık...Bir kriz,bir nöbet,bir bitiş çizgisi...Umutsuzluğumun çaresi,mutluluğumun tükenmesi...Kabullenemiyorum.Nefret edemiyorum.Aslında nefret etmeye uygunum.Hiç olmadığım kadar karamsar ve kopuğum.Bir türlü hayata bağlanamıyorum.Sebepsiz ağlamalar,sessiz yakarışlar...Geriye kaldı umutsuzluğun temsili gözyaşlarım,gülmeyi çoktan unutmuş o üzüntülerle yoğrulan suratım...Her geçen saniye daha da büyüyor acım.Yapabileceklerimin boyutunu kavrayamıyorum.Zaten aklım almıyor bütün bu olanlara.Hayır yaşamadım bunları.Ben hala seninleyim.Bu karanlık odam sadece bir hayalden ibaret.Ne olur uyanayım.KAHRETSİN...NEDEN!.Neden uyanamıyorum?Niye ben rüyalara mahkumum.Gerçek olamayacak kadar güzeldi zaten yaşadıklarım.Gerçek yapmaktı kurulan bütün düşleri;benim amacım... Ben bu hayattan sıkıldım.Yeni bir şeyler istiyorum.Bırak ne olur beni,seni kazımalıyım.Dokunma bana yalvarırım,dokunmayın...Aşkım öldü benim,keşke yaşatabilseydim.Eğer imkanım olsaydı kendi bedenimi ona verirdim.Ben onu siyah cennetimden izlerdim.İstediğimdeyse siyah kanatlarımı açıp,kanatlarım gibi siyah olan cennetimden yükselip de yanına gelirdim.Ufak bir öpücük gezinirdi onun dudağında.Küçük bir dokunuş saçlarının arasında.Bir gülümseme gözlerinin okyanusunda... Sürekli bir şeylerin değiştiğine inanmak için kendimi zorlamaktan nefret ediyorum.Dünyayla ilgili hiçbir şeyi istemiyorum.Gece olduğunda karanlık ormanıma ulaşmalıyım.İçimi huzurla doldurmalıyım.Daha sonra şatomda umutlarım gibi siyah tabutumda güne gözlerimi kapayıp,yine karanlığa dalmalıyım.Yeni bir yıkım için hazırlıklı olmam gerek.Akan boyalarımdan simsiyah olan yüzüm arınmalı karanlıklarından.Arındığında yeni yıkıma hazırlık için yeniden boyamalıyım ve yine ağlamalıyım avuçlarımın arasından akıp giden aşkımın ardından.Akan her damlada içimden bir parçanı kanatarak ayırmalıyım.Yavaş yavaş kanamalı içim.İzlemeliyim kendi yokoluşumu,yeni bir varoluş uğruna.Ruhum artık bu yaşananlara fazla.En az bedenim gibi bunları kaldıramayacak kadar aciz ve çelimsiz.Hayatın çelmesine takılıp,bir daha yükselememiş.Aslında onun mahkumiyeti hep dipteymiş.Mutluluk acaba ölümü istemek miymiş? Ruhum acaba o bilinmeyende mutluluğu tadabilir mi?Görebilir mi gerçekliğini tüm çıplaklığıyla?Ama;ya olmazsa?Ya daha kötüsünü yaşarsa?O zaman ne yapacak kısılıp kaldığı o geri dönülmez boşlukta?Kaçacak yer yok.KIMILDAMA!Dikenli teller derine işliyor her hareketinde daha da... Bu bir veda hayır bir merhaba.Bir yıkımdan arda kalanlarla atılan bir temel aslında.Kanlı parçalarımı yak ve savrul onlarla.Her esen rüzgarda beni hatırla.Yaşa bundan sonraki hayatını benden arda kalan sızlayan vicdanınla.... alıntıdır.